21 Ocak 2015 Çarşamba

Bundan sonra...


İnsan hayatı kısacık bir sürede ne kadar çabuk değişebiliyor. Çok büyük önem atfettiğin şeyler bir anda bomboş ve anlamsız gelebiliyor. Bunlar için mi yaşamışım diyorsun, bunları mı kafamda kurmuşum, bunlara mı çenemi yormuşum, bunlara mı üzülmüşüm, bunları mı dert edinmişim. Aslında ben hiç dert görmemişim, sıkıntı ne demek bilmemişim, insanın canı nasıl acır anlamamışım, çaresizliği hiç yaşamamışım, sabretmeyi hiç öğrenememişim. 

Artık sıkıntı nedir çok iyi biliyorum, canın nasıl acır hissedebiliyorum, çaresizliği yaşamak nedir, sabretmek ve beklemek nasıl bir imtihandır çok iyi anlıyorum. Yine de şükredebiliyorum, beterin beteri var, onu da biliyorum. Rabbime sığınıyorum, gayrisinin üzerini çizebiliyorum rahatlıkla.

Nefreti de öğrendim hem, hayatımda hiç bu kadar nefret edebileceğimi bilmezdim ben. Büyük insanlar nefret etmez, acırmış karşısındakine. Ben büyüyemedim daha acımıyorum, sadece nefret ediyorum, hem de öyle bir nefret ki anlatamam.

"Bundan sonra beni cennetin yokluğu değil, cehennemin yokluğu korkutur" demiş ya yazar, iyi ki ölüm var, iyi ki ahiret var, iyi ki hesap var, iyi ki cehennem var, iyi ki Allah var...


24 Aralık 2013 Salı

Amerika'da alışveriş

10 günlük Batı Amerika tatilimiz bol bol gezerek, hareketli ve keyifli geçti. Tabi bol alışverişli. Amerika yazılarımı bitirmeden önce son olarak alışveriş mevzusuna değinmek istiyorum. Amerika denilince akla gelen şeylerden biri de alışveriş. Peki Amerika'dan ne almalı?

Öncelikle elektronik ihtiyacınız varsa Amerika en doğru adreslerden biri. Malum ülkemizdeki astronomik vergiler yüzünden başka ülkelerde insanların rahat rahat sahip oldukları şeylere biz lüks gözüyle bakıyoruz. Elektronik de aynı şekilde Türkiye'de pahalı. Eğer pasaporta kaydettirme olanağınız varsa cep telefonu, ve tablet, bilgisayar, kamera gibi ihtiyaçlarınızı Amerika'dan temin etmeniz çok daha karlı olacaktır. 

Los Angeles-Hollywood, Beverly Hills, Santa Monica

Los Angeles'ta ikinci günümüzü Los Angeles denilince akla ilk gelen Hollywood'a ayırdık. Öncelikle Hollywood tabelasının bulunduğu Hollywood tepesini en güzel gören noktayı internetten bularak bu noktaya çıktık ve her turist gibi Hollywood tabelasının önünde fotoğraf çektirdik. Şimdi yazınca komik geliyor ama oraya gidince buraya kadar geldim, bütün turistler gidiyor ben de gideyim diyorsun :)


Tepeden aşağı indikten sonra rotamızı Hollywood'a çevirdik. Meşhur yıldızlar kaldırımında (walk of fame) yıldızların isimlerine baka baka yürüdük. Yıldızların el izlerinin imzalarının vs. olduğu yere baktık. Hollywood tam bir hayal kırıklığı oldu benim için. Bir cadde, cadde üzerinde büyük bir kaldırım, üzerinde yıldızların isimleri yazıyor. Hepsi bu :) Ayrıca öyle lüks,elit bir yer de değil, varoş gibi bir yer. Zaten geceleri filan pek tekin olmuyormuş. Hollywood'daki en güzel aktivite Madame Tussouds müzesine gitmek oldu. Ünlülerin balmumu heykellerinin olduğu müze. Hollywood yıldızları, yönetmenler, şovmenler ve başkan Obama ile fotoğraf çektirdikten sonra Madame Tussouds'tan ayrıldık.

23 Aralık 2013 Pazartesi

Los Angeles- Universal Studios

Los Angeles'te havalimanına yakın Hollyday Inn'de kaldık. Otel araştırırken Los Angeles'ın dağınık bir yapısı olduğunu belli bir merkezin olmadığını öğrendiğimizden çok da uzak olmayan bu otelde konaklamaya karar verdik. 

Los Angeles'ta ilk günümüzü Universal Studios'a ayırmıştık. Universal Studios neredeyse bir şehir kadar, çok büyük bir alan üzerine kurulu. Türkiye'deyken internetten biletlerimizi almıştık. Bu biletlerin çıktısını yanınıza almanız şart. Universal Studios'ta çok keyifli bir gün geçirdik. Los Angeles'a yolu düşenler mutlaka Universal Studios'u ziyaret etmeliler. Bu kadar uzun kalacağımızı tahmin etmemiştik ancak bütün bir günü burada tükettik. Hafta içi gitmemize rağmen öğleden sonra aşırı kalabalık hale geldi.


20 Aralık 2013 Cuma

Santa Cruz, Monterey, Carmel, Morro Bay, Pismo Beach, Santa Barbara


San Fransisco'dan sonraki rotamız Los Angeles'a kadar sahil yolundan giderek koyları gezmekti. San Fransisco-Los Angeles arasında bir sürü koy var. Eş, dost ve internet vasıtasıyla birkaç koy belirledik kendimize. İlk durağımız Santa Cruz'du. Santa Cruz hareketli, kalabalık bir sahil kasabası. Şehir merkezini arabayla turlayıp sahilinde yürüdük. Sahilde kocaman bir lunapark var. Lunaparkın önü kumsal, okyanusa girenler, güneşlenenler, plaj voleybolu oynayanlar... Saat erken olmasına rağmen oldukça hareketli bir yerdi Santa Cruz.



Santa Cruz

19 Aralık 2013 Perşembe

San Fransisco

Las Vegas'ta geçirdiğimiz 3 günün ardından 4. gün sabah erkenden San Fransisco'ya gitmek üzere yola çıktık. Sevgili eşim bir arkadaşından 5-6 saatte gidersiniz diye duyduğundan hiç araştırma yapmamış ancak bir de baktık ki Vegas'tan San Fransisco'ya yol 9 saat sürüyormuş :S Sabah erkenden düştük yollara. Akşam hava karardıktan sonra San Fransisco'ya ancak varabildik. Vegas'ta hava sıcaklığı 40 derecelerdeydi. San Fransisco'ya gidince şok olduk diyebilirim. Çünkü hava sıcaklığı 14-15 derecelere düştü. İnsanlar kazaklı, montlu, biz iki turist incecik kıyafetlerle :) Allah'tan alışveriş yaparken sweatshirt almıştık, yoksa hasta olmamız kaçınılmaz olacaktı.

San Fransisco'da şehir merkezinde Hotel Majestik diye tarihi bir butik otelde konakladık. Biraz eski olmasına rağmen mimarisi ve dekorasyonuyla güzel bir oteldi. İlk gün yol yorgunluğuyla akşam otele varır varmaz uyumuşuz. Ertesi sabah Alcatraz Adasına gitmek için erkenden kalktık. Otelimiz şehir merkezinde olduğundan arabayı hiç çıkarmadık. San Fransisco'nun meşhur yokuşlu inişli sokaklarından yürüye yürüye feribota bineceğimiz iskeleye ulaştık. Türkiyedeyken internet üzerinden Alcatraz Adası+Gün Batımı City Segway Tour bileti almıştık. (http://sanfrancisco.citysegwaytours.com/tours/san-francisco/alcatraz-island-sunset-segway-tour-combo/) Yine bir kuyruğa girerekten Alcatraz Adasına gitmek üzere feribota bindik. 

San Fransisco

18 Aralık 2013 Çarşamba

Grand Canyon & David Copperfield Şovu

Las Vegas'ta yapılabilecekleri araştırırken Grand Canyon'a kesinlikle gitmemiz gerektiğini anladım. Dünyada görülmesi gereken 50 yer listesinde birinci sırada olması, dünyanın yedi harikasından biri sayılması ve gidenlerin mutlaka gidilmeli yorumlarını okuduktan sonra buraya kadar gelmişken gitmek şart dedik. Grand Canyon için bir gün ayırdığımızdan ve arabayla gidip dönmemiz gerektiğinden en yakın nokta olan West Rim'e gitmeye karar verdik. Ancak vakti olanlar için South Rim, biraz daha macera arayanlar için North Rim tavsiye ediliyormuş :)

Grand Canyon Arizona eyaletinde bulunan Colorado nehri tarafından oluşturulmuş 446 km uzunluğunda, 29 km genişliğinde ve 1800 metre derinliğinde devasa bir kanyon. Las Vegas'tan arabayla yaklaşık 3 saatte West Rim'e vardık. Burası Hulapai adı verilen yerliler tarafından işletilen bir bölge. West Rim'de kanyonun üzerine inşa edilmiş camdan balkon olan Skywalk'ta yürüyebilir, Eagle Point ve Guano Point'ten muhteşem kanyon manzarasını izleyip fotoğraf çekebilirsiniz. Native American Village denilen yerde yerlilerin çadırlarını, evlerini görebilir, Hulapai Ranch'te Batı Amerika kasabasının bir örneğini görebilirsiniz. Reklam gibi oldu :) Açıkçası kanyonun güzelliğinin yanında son saydıklarım çok çok sönük kalıyor.