30 Mayıs 2012 Çarşamba

Evlilik Hazırlıkları Yapanlar İçin Birkaç Not


Evlilik hazırlıklarıyla ilgili bir çok blogda bir çok yazıyla karşılaştım, ben de kendi tecrübelerimden faydalanarak bazı konularla ilgili paylaşımlarda bulunmak istiyorum :) Hayatımdaki en yoğun dönem sanırım evlilik hazırlıkları dönemiydi. Bir taraftan çalışıyor olmak, diğer taraftan yüksek lisansı bitirmeye çalışmak ve de hayatımın en önemli olaylarından biri için hazırlıkları gerçekleştirmek. Sevdiğim insanla bir ömür boyu yaşamak amacıyla koşuşturuyor olmam evet keyifliydi ancak aklımın bir köşesinde mobilya, perde, halı vs varken tez yazmaya çalışmak, iş çıkışı labaratuvarda devremi çalıştırmak için debelenirken haftasonu Maskoya mı gitsek, Modokoya mı gitsek diye düşünmek... Şu an bile aklıma geldiğinde yoruluyorum :)) 

Eğer her şeyim evlendiğim zamanın modasına uygun olsun, önceden alıp da pişman olmayayım istiyorsanız evleneceğiniz insanla ne kadar önceden tanışıyor olursanız olun, işleriniz sıkışacaktır. Bu yüzden bazı şeyleri önemsiz görüp sona atmamak gerekir. Ben de kendimce önemli bulduğum bazı konulara değinmek istiyorum.

13 Mayıs 2012 Pazar

Balayı - Maldivler

Düğün sezonu çoktan açıldı. Evlenecek çiftler için hazırlıklar tam gaz devam ediyor. Ev bulması, beyaz eşyası, mobilyası, halısı, perdesi, aksesuarları, tabağı, çanağı, örtüsü, çeyizi, gelinliği, damatlığı, gelin başı, gelin çiçeği, ayakkabısı, takısı, fotoğrafı, nikahı, düğünü vs vs vs derken her ne kadar beraber bir ömür geçirmek için gerçekleştirilen tatlı telaşlar olsa da çiftler bu aşamayı son derece yorgun bir şekilde tamamlıyorlar. Hele de bizim gibi çoğu işi çift dikiş olan, sıkışan, son dakikaya kadar koşuşturan çiftler için yorgunluk bir kat daha fazlalaşıyor.

Evlendikten sonra bu yorgunluğun atıldığı, baş başa kalınan, beraber geçirilen ilk anlar balayı anları. Birlikte yaşanılacak ömrün ilk zamanları. Balayı tatilinin insanın hayatındaki en önemli, en güzel tatil olduğunu düşünüyorum. Balayı tatilinin özel olması, hiç unutulmayacak bir anı olarak kalabilmesi için imkanlar elveriyorsa belki de insanın hayatında sadece bir kere gidebileceği bir yer tercih etmesi çok anlamlı. Biz eşimle özel olmasını istediğimiz için çoğu şeyden önce balayımızı planlamıştık. Balayı dışında da kolaylıkla gidilebilecek yurt içi ve Avrupa seçeneklerini eledik. Bir de kültür turu gibi olmasın istedik. Sessiz, sakin, baş başa, pasif bir tatil tercih ettik. Seçeneklerimiz arasında Tayland'daki Samui adaları, Endonezyada'ki Bali adaları ve Maldivler vardı ve seyahat acentemizin yönlendirmeleriyle Maldivler'de karar kıldık. Mükemmel bir balayı geçirdik diyebilirim :) Maldivler'de tahminlerimin çok üzerinde rahat ettim ve imkanlarından faydalanabildim. 


26 Nisan 2012 Perşembe

BERGAMA, CUNDA, BOZCAADA, KAZ DAĞLARI, ASSOS GEZİSİ

23 nisan tatili pazartesi gününe denk gelince eşimle beraber bir yerlere kaçalım, bu fırsatı değerlendirelim dedik. Önce arabaya atlayalım Bursa, Çanakkale filan yapalım diye düşünürken birden 23 nisan turlarına da bir göz gezdirme fikri aklımıza geldi. Perşembe gecesi tur şirketine gidip ellerinde hangi turlar olduğunu sorduk, en nihayetinde Assos, Bozcaada, Kaz Dağları turunda karar kıldık.


Cuma gecesi 11 gibi yola çıktık, ilk istikametimiz Ayvalıktı. Ayvalık'ın merkezinde sadece kahvaltı yapacak kadar kaldıktan sonra Bergama'ya doğru yola çıktık. Akropol antik kentini görmek için taksilerle yukarı çıktık. Kelime anlamı "Yukarı Şehir" olan Akropol'de tapınak kalıntılarını ve antik tiyatroyu rehberimizin mitolojik hikayeleri eşliğinde gezdik. Daha doğrusu gezmeye çalıştık çünkü Akropol inanılmaz derecede rüzgarlıydı.  O kadar ki rüzgardan aşağı düşme korkusuyla tepeden güzel manzaralı fotoğraflar çekemedik :)

Akropol antik kenti

6 Nisan 2012 Cuma

Hunger Games (Açlık Oyunları)


2 yıl önce eşimin elinde görüp almıştım Açlık Oyunları'nın ilk kitabını. Konunun orjinalliği ve Suzanne Collins'in akıcı anlatımı sayesinde bir günde bitirmiştim ilk kitabı. İkinci ve üçüncü kitapları ise eski iş yerimde sıkıntıdan patlamamak ve kendimi oyalamak için okumuştum :) Açlık oyunları bana sıradan bir aksiyon, bilim kurgu kitabı gibi gelmedi. Güçlü, zengin, faşist ve diktatör başkent Capitol, ve Capitol'ün ihtiyaçlarını sağlayan fakir, zayıf, şiddetle bastırılmış mıntıkalar... Sanırım kitaptaki sınıfsal farklılıklar ve eleştirel yaklaşım hoşuma gitti. Her neyse dün eşimle beraber Açlık Oyunları'nın filmine gittik. Okuduğum eleştirilere rağmen ben başarılı bir uyarlama olduğunu düşünüyorum. Eşim hiçbir kitabı okumadığı ve konuyu da bilmediği halde beğendiğini ifade etti ve diğer kitapları okumaya karar verdi. Evet, kitaptan uyarlama olduğu için bazı yerler çabuk geçiştirilmiş, bazı duyguları vermekte yetersiz kalmış, arena ve oyunun vahşeti, karakterler biraz eksik aktarılmış ama ben yine de filmi beğendim ve de tavsiye ediyorum :)


3 Nisan 2012 Salı

Pinterest


Bu sokakta yaşamayı,


Bu fincanlarda çay içmeyi,

Merhaba

Uzun zamandan beri blog dünyasını takip edip duruyordum. Hatta bloglar kurdum, bozdum. En sonunda istikrarlı bir blogger olmaya karar verdim. Umarım başarabilirim :)