29 Ocak 2013 Salı

Amerika Seyahati-2 (Washington DC)


Tatilimize Washington DC ile başladık. İlk gün New York'a indikten sonra ertesi gün DC'ye geçtik. New York ve DC arası 4-5 saatlik bir mesafe. Malum Amerika'da arabalar ve benzin fiyatı uygun. Araba kiralama olayı da son derece yaygın. Biz de New York-DC arasında sıkıntı çekmemek için araba kiraladık. Araba demişken fiyatların ve benzinin uygunluğundan Amerika koca koca arabalarla dolu. Büyük çoğunlukta mini van ve jip var.Türkiye'deki arabalar orada oyuncak gibi geliyor insana :) Bir de biz hep en iyi arabalar Alman arabaları diye düşünür Alman arabalarına meylederiz ancak Amerika'da kendi arabaları dışında Japon arabaları çok fazla. Arabalardan müthiş anlayan bir insan değilim ama dikkatimi çeken bir ayrıntı olduğundan paylaşmak istedim :) Her neyse kısacası Newark hava limanından araba kiraladık ve düştük DC yollarına. Bizi hız sınırlarına ve kurallara uyma konusunda epey uyardıkları, trafikte hız yaparsanız, sürekli sollama yaparsanız "careless driver" diye şikayet ederler, herhangi bir kural ihlali yaparsanız, ceza yerseniz mahkemeye çıkmanız gerekiyor, bu mevzuda çok katılar filan dediklerinden eşim araba kullanma keyfini pek tadamadı. Sürekli hız göstergesine bakarak ki hız sınırları da düşük gerçekten kocaman motorlu aracı kullanmak biraz sıkıntılı gerçekten :) Neyse yavaş yavaş da olsa DC'ye yaklaşık 5 saatte vardık. Ve de hemen otelimize yerleştik. Otelimiz Renaissance Washington Hotel'di ve de beklentilerimizi karşıladı. Açıkçası bu tatil için çok lüks otel arayışında değildik. Zaten otelde yemek yiyemeyeceğimiz ve vakit geçirmeyeceğimiz için sadece bir gece yatacağımız nitelikte bir otel arıyorduk ve bu otel de gayet temiz ve yeri de güzel olunca rahat ettik. 

Renaissance Hotel   

Evet otelimiz Beyaz Saray, müzeler ve Capitol binasına yürüme mesafesinde olduğundan sabah erkenden yollara düştük. DC'de  Capitol binası ile Washington DC Monument arasında kalan parka National Mall deniliyor ve bu alanda gezilebilecek bir sürü müzeler var.

National Mall Haritası

Beyaz sarayın önünce fotoğraf çekinip, karşısındaki dikilitaşa (monument) doğru yürüdük, normalde bu dikilitaşa asansörle çıkılıp etraf izlenebiliyormuş ancak tadilatta olduğundan giremedik. 

White House

Washington Monument

Daha sonra da müzeleri gezmeye başladık. DC'de müzeler ücretsiz, National Mall boyunca hoşunuza giden müzelere girip gezebilirsiniz. Biz sırasıyla National Museum of American History , National Museum of Natural History ve National Air and Space Museum'u gezdik. 

American History Museum müzesinde Amerikanın yapay tarihini gezdik. Yok Kennedy'nin golf sopası, yok kocaman Amerikan bayrağı, tarih dedikleri böyle boş şeyler. Biz de bol bol Amerikan propogandası eşliğinde ne tarihiniz var ki sizin kardeşim modunda dolaştık. Yani Amerikan History müzesi hiç etkileyici gelmedi. 

Natural History Museum antrepoloji, zooloji, paleontoloji, astrofizik, yer ve bitki bilimi vs. gibi alanlarla ilgili yapılan araştırmaların ve bulunan sonuçların sergilendiği bir müze. Müzede fosiller, nesli tükenmiş canlılara ait iskeletler, madenler, taşlar, denizaltı canlıları, bitkileri vs vs bir sürü konu hakkında bilgi sahibi olmak mümkün. Mesleği bu alanlardan herhangi biri olan veya bu alanlara ilgi duyanlar için aslında muazzam bir müze ve de belki de koca bir günü ayırsan bile yetmeyecek nitelikte. Benim müzede en çok beğendiğim kısım kelebekler ve taşlarla ilgili özellikle de yarı değerli ve değerli taşlarla ilgili olan kısımlardı :) 



Natural History Museum

Air and Space Museum ise Amerikan havacılık ve uzay çalışmalarının sergilendiği yine muazzam bir müze. Amerikan havacılık tarihi, geliştirilen uçaklar, uçak gemileri, uzay araştırmaları, insanlı ve insansız uzay araçları vs. nin sergilendiği bir müze. İnsan gezerken gerçekten hayran kalıyor ve bir de bu konularda ne kadar geri olduğumuzu hissedip üzülüyor. Mesela Apollo uzay aracının motorunu sergiliyorlardı ve gördüğümde vay be dedim, nasıl bir mühendislik ve ben de dahil olmak üzere bizim mühendislerimiz ne yapıyor ki diye düşündüm. Adamlardan bu konuda ne kadar geriyiz. Onlar daha 1970li yıllarda uzaya araç gönderirken biz 2012'de gönderdiğimiz Göktürk'le övünüyoruz. Herşeye rağmen bazı adımların atılıyor olması güzel tabi, doğru olan üzülüp karamsarlığa düşmek yerine motive olmak belki. Air and Space Museum'da flight simulatorler var. Müze gezerken en keyif aldığım yer bu simülatörleri denememiz oldu. Eşim pilot ve ben ateşleyici oldum ancak bir tane bile hedef vuramadık :) Keyifli bir deneyimdi, bu müzeye gideceklere tavsiye ediyorum.  


Apollo'nun motoru :)

Müzelerden sonra Capitol binasına doğru yürüdük. Capitol binasının önündeki havuz mu desem göl mü desem işte onun önünde her turist gibi fotoğraf çekme işlemimizi gerçekleştirdik :) Capitol binası Beyaz Saray'la karıştırılabiliyor Beyaz Saray zannedilebiliyormuş ancak kendileri Amerikan Kongre binasıymış. 
DC'de son durağımız Botanik bahçesi oldu. Botanik bahçesi fena değildi ancak herhalde kış olduğundan çok çeşitlilik yoktu. Her yerde aynı çiçekler ve bitkiler vardı ve de çok kalabalıktı. Açıkçası görülmeye pek değer olduğunu düşünmüyorum ki hiç fotoğrafını çekmemişim :) 

Capitol Binası

Ve böylece DC'de günü tamamlamış olduk. DC bizim Ankara'nın çok daha planlanmış ve gelişmiş versiyonu. Yani birazcık başkent sıkıcılığı var. Ancak çok düzenli ve planlı bir şehir. Kocaman ferah caddeler ve sokaklar, aynı boyda ve aynı yapıda binalar, sakin, sessiz bir şehir. Ama önemli noktaları gezmek ve DC'yi gördüm demek için bir gün yeterli olur sanırım. 

DC sokakları

DC'den sonra rotamızı tekrar New York'a çevirdik. Yol üzerinde Delaware'e uğradık. Burada vergi yokmuş diye iphone5'i ve elektronik diğer ihtiyaçları burdan alalım dedik ama Apple Store Çinlilerin istilasına uğradığından iphone5 tükenmişti. İpad mini içinse kuyruk vardı. Zaten Çinliler resmen Amerika'yı işgal etmişler. Ne yana baksam çekik gözlüler. Acaba devlet planlı olarak filan mı gönderiyor bunları bilemedim :) New York maceralarımız bir sonraki postta :)


1 yorum: