30 Ocak 2013 Çarşamba

Amerika Seyahati-3 (New York)

Washington DC'den sonra rotamızı New York'a çevirdik. New York'a ulaştıktan sonra arabayı teslim ettik. New York'ta özellikle Manhattan adasını gezecekseniz ki New York'un kalbi orası araba başınıza bela olabilir. Hem trafik çok fazla, hem de park yeri bulmak sıkıntı. Bu yüzden Manhattan'ı gezmeyi planlayanlar için en iyi çözüm ya Manhattan'da ya da metro güzergahında bir yerde konaklamak ve metroyu kullanmak. New York'ta metro çok kullanışlı. Manhattan'da hemen hemen her noktaya gidiyor, çok iyi bir metro ağı mevcut. 


Metro haritası


Biz de New York'ta eşimin bir arkadaşının evinde kaldık. Ev Forest Hills'deydi ve metro durağına yürüme mesafesindeydi. Haftalık ve aylık limitsiz metro kartı almak mümkün. Biz haftalık limitsiz metro kartı aldık ve sanırım en mantıklı hareketi yaptık. Çünkü sürekli metro kullandık, gitmek istediğimiz her yere rahatlıkla gittik ve gayet ekonomik oldu. Limitsiz haftalık metro kartı 29 dolar. İster yürüyün, ister yorulunca metroya binin, bir durak gidip inin :) Seyahatimiz boyunca en büyük yardımcımız Google Maps oldu. Malumunuz Apple ios6 ile kendi mapsini çıkardı. Türkiye'de zaten şu an rezalet bir durumda, Amerika'da fena olmasa da yine de yanlış pinlenmiş yerler var ve size sıkıntı yaratabiliyor. Google sağolsun iphone için maps uygulamasını çıkardı da rahat ettik. Şu an Türkiye storeda var mı bilmiyorum ama USA store'dan hala indirmediyseniz Google Maps'i indirebilirsiniz. Google Maps Amerika'da dehşet çalışıyor. Sürekli gitmek istediğimiz yerleri aratıp hangi metroyla gideceğiz saat kaçta metro geçecek bakıp hiç sıkıntı yaşamadan rahat rahat gezdik. 

Reklamları geçtikten sonra devam ediyorum :) Ha bu arada faydalı bir bilgi daha vermek istiyorum. GSM hattınız yurt dışına kapalı olabilir panik yapmayın. Gerçi açık da olsa ücretlendirme malum çok yüksek. Amerika'da T-mobile diye bir operatör var, buradan gidip haftalık 15 dolar karşılığında yani günlük 2 dolar filan bir hat alabilirsiniz. Konuşma, internet, sms filan sınırsız. Sadece internet için bile değer. Gerçi bazı yerlerde Edge ile bağlanıyorduk biraz yavaştı ama günlüğü 3 dolar olan başka bir paket var, sanırım o daha hızlı. Bizi operatördeki bayan yanlış yönlendirdiğinden 2 dolarlık paketi aldık ama sonra keşke 3 dolarlığı alsaydık dedik. Yine de işimizi gördü çok şükür :) Tabi yurt dışı aramaları ücretli. Yurt dışı arama yapmak için de 10 dolarlık kartlar var, bu kartları alıp 1-800.. tuşlayarak istediğiniz telefondan yurt dışı arama yapabilirsiniz. Yarım saate yakın sabit hat için 20 dakikaya kadar da GSM için konuşma süresi var. Sim kart alırken ilginç geldi ne kimlik soruyorlar ne de başka bir şey, gidiyorsun şu paketten almak istiyorum diyorsun, direk simi veriyor, telefonuna takıp konuşmaya başlıyorsun, çok pratik :) Konuyu biraz dağıttım sanırım ancak ayrıntı olsa da faydalı olacağını düşündüğüm şeyleri araya sıkıştırmaya çalışıyorum. Neyse devam edelim :) 


Forest Hills

Biz New York'ta ilk gün alışverişe ayıralım dedik, sonra da rahat rahat gezelim. Yine arkadaşımızın tavsiyesiyle kendimize bir rota belirledik. Bu rotadan bahsetmeden önce biraz New York'tan daha doğrusu Manhattan adasından bahsetmek istiyorum. Manhattan çok muntazam, çok düzenli bir yer. Caddeler ve sokaklar cetvelle çizilmiş ve araya binalar yerleştirilmiş gibi.Sadece Broadway yamuk gidiyor, onun haricindeki cadde ve sokaklar dümdüz. Ve yönlere göre ayrılmış, tek bir mantık var. Güneyden kuzeye Downtown, Midtown ve Uptown olmak üzere üçe ayrılmış, ortada kocaman bir park olan Central Park mevcut. Downtown'dan Uptown'a doğru sokaklar artıyor, doğudan batıya doğru da caddeler artıyor. Her caddenin ve sokağın başında cadde ve sokak numaralarının yazdığı tabelalar var. Nerede olduğunuza bakıp ne tarafa gitmek istediğinizi rahatlıkla bulabiliyorsunuz. İstanbul'da bir caddenin veya sokağın başında durarak neresi doğu neresi batı, kuzeye nasıl gidebilirim kestirebilmek mümkün değilken, Manhattan'da güney batıya doğru nasıl gidebileceğinizi anlayabiliyorsunuz. Yani şehir planlaması gerçekten çok çok iyi yapılmış. Amerikan filmlerindeki takip sahnelerinde doğuya doğru 13. sokak yönünde gidiyor tarzı cümleleri çok duyarız ve ben nasıl hemen bu yönleri kavrayıp giderler hiç anlamazdım, işte Manhattan'ı görünce anladım :) 

Manhattan

Amerika seyahati denilince insanın aklına hemen gelen mevzulardan biri de tabi ki alışveriş :) New York'ta alışveriş yapılabilecek outletler mevcut, bunlardan en popüleri de sanırım Century 21 çünkü ulaşımı çok rahat ve Manhattan'daki büyük outletlerden. Century 21 Downtown'da. Forest Hills'den metroya atlayıp World Trade Center durağında indikten sonra yürüyerek kolaylıkla ulaştık. Ancak outletlerde ne var ne yok tarayıp didik didik eden profesyonellerden olmadığımız, kalabalıkta ve düzensizce yerleştirilmiş şeylerin arasında alışveriş yapamayıp darlanan bir çift olduğumuzdan umduklarımızın hepsini bulamadık. Tabi yine de birkaç parça aldık :) Century 21'da montlar, kabanlar, kıyafetler içinden bir şeyler bulabilmek mümkün ancak ayakkabı mevzusunda yeterli değil. Aslında çok ayakkabı var ama işe yarar çok ayakkabı yok, numara bulmak da sıkıntı olabiliyor, bir de daha çok klasik tarzda ayakkabılar mevcut. Çantalar da diğer yerlerle aynı fiyatta, fiyat avantajı yok. 



Century 21'dan sonra rotamızı Soho'ya doğru çevirdik. Tekrar metroya binerek Canal Street'te indik ve Soho'ya ulaştık. Soho mağazaların bulunduğu bir cadde. Outlet değil ama vitrinlerde çoğu zaman sale yazısı görmek mümkünmüş, özellikle bayağı ayakkabı dükkanı var. Bazıları fiyat açısından uygun bazıları uygun değil ama bir şeyler bulabileceğiniz bir cadde. Uygun değil derken de her halükarda Türkiye'den daha uygun olduğunu belirtmek lazım. Cadde boyunca mağazalara gire çıka Broadway boyunca yürüdük, bir de baktık ki meşhur 5.caddeye kadar gelmişiz. Rotamızda bir de Macy's vardı. Macy's bizdeki YKM, Boyner gibi ama bunlardan çok daha büyük, birçok markanın bulunduğu bir mağaza, outlet değil, indirime denk gelinirse güzel şeyler bulunabilir. Macy's'den sonra kendimizi Times Square'de bulduk :) Çok yorulduğumuz, alışveriş amacıyla çıktığımızdan ağırlık yapmasın diye fotoğraf makinesini yanımıza almadığımız ve akşam vakit ilerlediği için fotoğraf çekmek üzere daha sonra gelmeyi kararlaştırıp Apple Store arayışına girdik. Grand Central istasyonundaki Apple Store'a iphone5 almaya gittik. Grand Central istasyonunu çok beğendim ve fotoğraflamak için tekrar gelmek üzere not ettik. Bu şekilde New York'taki ilk günümüzü tamamlayıp gece eve döndük.

New Yorktaki ikinci günümüzü önemli yerleri gezmeye ayırmıştık. Gitmeden önce eşim internetten city pass almıştı. City pass Statue of Liberity (Özgürlük Heykeli), Empire State, Top of The Rock, City cruise ve müzeleri içeriyor. 6 yeri gezebiliyorsunuz. İlk başladığınız noktada internetten aldığınız çıktıyı verip booklet alıyorsunuz ve gezmeye başlıyorsunuz.  Bir de city passleri 6 ay boyunca kullanabilirsiniz. 

Özgürlük Heykeli

Biz Özgürlük Heykeli, Empire State ve Top of The Rock'ı ilk sıraya koyduk. Vakit kalırsa diğerlerini değerlendirelim dedik. İlk durağımız Özgürlük Heykeli idi. Ancak  Özgürlük Heykeli Sandy kasırgasında zarar gördüğünden anıtın bulunduğu Staten Adası'na gidemedik. Bunun yerine feribotla adanın çevresini de içeren bir tur yaptık. Özgürlük Heykeli Fransa tarafından A.B.D'ye kuruluşunun 100. yılında,1886'da hediye edilmiş. Heykelin bir elinde tuttuğu tablette 4 Temmuz 1776 yani Bağımsızlık Bildirgesi'nin tarihi yazılıymış. 


Feribotta bütün turistler fotoğraf çekinirken birden hava bozmaya, tipi şeklinde kar yağmaya başladı. Tabi hepimiz patır patır aşağı, kapalı mekana geçtik. Ve anladık ki bugün Empire State ve Top of The Rock için yanlış birgün. Yeri gelmişken havalardan da bahsetmek istiyorum. DC ve New York'ta kelimenin tam anlamıyla hava buz gibiydi. Oraların kışı İstanbul'a hiç benzemiyor, acayip soğuk, hava güneşli olsa bile ayaz var. Ama biz soğuğa aldırmadan kat kat giyinerek, kalın montlar, eldivenler ve berelerle tam gaz gezmeye devam ettik. Yani soğuk bizi yıldıramadı :) Feribot turu bittikten sonra ne yapsak ne yapsak dedik ve internetten en yakın diğer outlet mağazaları olan Marshalls ve TJ Maxx'i araştırdık. Metroya atladık ve buralara doğru yol aldık. Lakin Marshalls ve TJ Maxx pek hoşumuza gitmedi. Çok seçenek yok, bir garipti yani, yine erkek kısmında bir şeyler bulunabilir ama bayan kısmı çok döküntü geldi bana. Buradan çıktıktan sonra baktık kar yağışı bitmiş dedik ki şu meşhur 5. Caddeyi bir baştan bir başa dolanalım :) 


5. Cadde bizim Bağdat Caddesi gibi düşünülebilir. Tabi bizim Bağdat Caddesi 5. Caddenin minyatürü :) Kocamaaan ve her türlü lüksü bulabileceğiniz bir cadde. Allah'ım o Lous Vuitton, o Prada, o Micheal Kors, o Gucci ve adını sayamayacağım vs vs vs :)) Dibim düştü tabi ki :)) Bize 5. Cadde çok pahalı alışveriş yapılmaz filan demişlerdi ancak Christmas döneminde gittiğimizden mi bilmiyorum indirimler vardı ve öyle alışveriş yapılmayacak gibi değildi. Özellikle Tommy Hilfiger ve GAP'te süper indirimler vardı, hatta keşke daha çok şey alsaydık diye o kadar üzüldük ki, çünkü sonrasında bir daha o mağazalara gitme fırsatımız olmadı :( Türkiye'de geçenlerde Tommy'nin mağazasına girince bu duruma bir kez daha hayıflandım :)) Alışverişten gözü dönmüş insan gibi oldum ama ciddi fiyat farkı var napim :) Gezdik, tozduk ee acıktık haliyle. Bir tanıdığımızın tavsiyesiyle Central Park'a yakın bir Türk restauranına gittik. 


Yeme içme mevzusuna ayrıca değinmek lazım. Çünkü en problemli nokta bu maalesef :( Helal yiyecek bulmak, güvenmek kolay değil ve gerçekten aç kalıyorsunuz. Türklere bile tam güvenemiyorsunuz ki Afganlılara Pakistanlılara hiç güvenemezsiniz. Domuz eti olmadığı müddetçe ehli kitap diyerek yenilebilir gibi bir anlayış var. Yiyeceğiniz şeyde sıkıntı yoksa bile kestiği bıçağı öncesinde başka bir şeye değdirdi mi, pişirdiği kapta önceden başka bir şey pişirmiş miydi filan her şey riskli :S Orada yaşayan tanıdıklarımızdan ve eşimin önceki tecrübelerinden Dunkin Donuts'tan bagel with creme cheese ve subwayden clean cut diyerek ton balıklı sandwiç yiyebileceğimizi öğrendik. Her sabah krem peynirli bagel yemekten ve tatsız çay içmekten bir hal olduk :) Tabi bu bir hassasiyet meselesi. Ay bir de Afgan, Pakistan, Hindistan filan kebapçıları var, helal filan yazıyor ama kokuları o kadar midemi bulandırdı ki anlatamam böyle aşırı baharatlı, acayip yağlı filan. Neredeyse her köşebaşında bu tarz seyyar büfeler var ve bütün sokağı kokuya boğuyorlar. Kim ne derse desin bizim yemeklerimiz gibisi yok, bu konuda milliyetçiyim hakikaten :) Mesela ben çorbaya o kadar çok özlem duydum ki anlatamam :) Allah'tan Aba İstanbul'u bulduk da çorba içip güzel şeyler yiyebildik. Ancak porsiyonlar o kadar büyük ki anlatamam, Türkiye'deki porsiyonların rahat iki katı. Tabi biz günlerdir doğru düzgün bir şeyler yiyemeyince birden yediklerimiz fazla geldi :D Her neyse karnımız doyup keyfimiz yerine gelince sokaklarda bir kaç tur daha attık, hava iyice soğuyup geç olunca da eve dönüş yolunu tuttuk.


2 yorum:

  1. amerika da ben de bulundum bir work&travel maceram var;)
    yine gitmek nasip olur inş yazını okuyunca için bir hoş olduu;)

    bu ara blogumda cekilis var beklerim;)

    http://www.prettyinpinkbride.com/2013/01/size-bir-hediyem-var-my-first-giveaway.html

    YanıtlaSil
  2. ya ben ingilizceyi cok iyi bilmiyorum zaten 15 yasındayım babam kardesım ve ben new yorka gitmeyi planlıyoruz ama babamda ingilizceyi pek bilmiyor biraz korkuyorum :( tavsiyeniz veya gorusunuz var mı. ve biz pasaportu aldık ama vizeler icin ugrasıyoruz vize icin bi anket dolduruluyor ben o anketi doldurdum ama yanlıs yapttıgım bı yer olmus yeniden doldursam mı sızce

    YanıtlaSil